Sınav sorularının sadece sayısal beceriyi ölçmesi yanlış

2025’de en iyi okullara gidecek öğrencileri seçtik!..
09 Haziran 2021 10:38

2025’de en iyi okullara gidecek öğrencileri seçtik!..

Hafta sonu yapılan LGS sınavları bir kere daha gösterdi ki ülkemizde başarılı öğrenci dendi mi akla sadece matematik yapabilen öğrenci geliyor. Sözel kısımdaki sorular açıkçası okuduğunu anlayan ve ince farkları sezebilen hemen her çocuğun rahatlıkla yapabileceği sorulardı. Abartmak gibi olmasın ama iyi bir 5. Sınıf öğrencisi bu sorulardan tulum çıkarabilir.

Ama sayısal soruları hem anlama hem bilmeye hem de bildiğini kullanabilmeye dönüktü. Bu tarza bir itirazım yok ancak diğer testlerin bu denli ortada olması bence Türk pedagojisinin ne denli yerlerde süründüğünün göstergesi. MEB yıllardır çoklu zekâ kuramları ile büyük büyük laflar edip pek çok zekâ türü olduğunu ve bu zekâ türlerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerinde buna göre not vermesini isterken LGS sınav sorularını sadece Fen Liselerine yönelik olarak sayısal becerileri gelişmiş öğrencileri seçmek için kullanılmak çok tuhaf değil mi? Bunu yaparken diğer okulları da etkiliyorlar.

Yeterince sayısal çözemediği için Sosyal Bilimler Lisesi vb. gidecek ve hayal kırıklığına uğrayacak bir sürü öğrenciyi de ortaya çıkarmış olmuyor muyuz? Aynı şekilde sözel zekâsı vd. zekâları fazlasıyla gelişmiş pek çok öğrenci yeterince sayısal net yapamadığı için seçkin okullardan hiç birisine giremeyecek.

LGS sınavlarında milli sporumuz olan “kendimizi kandırma” oyunundan vazgeçip -o da tartışılabilir- 25-30 yıl önce olduğu gibi hemen her alanda sadece çok iyi öğrencilerin yapabileceği zorlukta derecelendirme soruları sormak da gerekmez miydi?

Bu şekilde yapılacak bir sınav tüm zekâ ve beceri türlerinde nispeten eşit ve adaletli bir dağılıma yol açar ve böylece okullar arasındaki doğru tabir mi bilemiyorum kalite kıstası sağlanabilirdi.

Sonuçta biz adına ne dersek diyelim bu sınavlar maalesef yarışmacı sınavlar ve iyileri(!) seçmek için elimizde başkaca bir kıstas yok çünkü biz 8 yıl boyunca okulları yol geçen hanı gibi kullanarak öğrencileri sadece sosyo-kültürel farklar ile ailelerin gayretine bırakıyoruz.

Çevrenizdeki sınav olan okulları gözlemişseniz bu durumu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Sosyo-kültürel olarak geri bölgelerdeki öğrencilerin okuduğu okullarda öğrencilerin çoğu ikinci oturumun daha yarısı olmadan okulları terk ettiler. Ya diğerleri! Tam tersi adayların%90’ı son dakikaya kadar sorularla mücadele etti.

Farkı görebiliyor musunuz? Bir tarafta salonlar boşalırken diğer tarafta son dakikaya kadar oturan bir kitle var.

Daha çarpıcısını söyleyeyim, 30 Haziran itibariyle 2025 yılında Türkiye’nin en seçkin üniversite ve bölümlerine gidecek öğrencilerimizin%90’ı dün itibariyle belirlendi. Bu işin%10 şaşarı ya var ya yok daha fazlası mümkün değil.

Bakmayın siz, bizim 200’ü aşkın üniversitemizin olmasına, hepimiz durumun farkındayız. Bu okulların çoğunun uzatmalı liseden farklı olmadığı ve iyi dediğimiz pek çok fakülteden de mezun olmanın ileri de başarı vaat etmediğini biliyoruz.

Bunun birçok nedeni var ve bugünlük bu konulara girmek istemiyorum.

Başa dönersek; sınav sorularının sadece sayısal beceriyi ölçmesi Türkiye’nin gelecekte çok iyi yetişmiş başarılı sosyal bilimciler yetiştirmesinin önündeki en büyük engel olarak görüyorum. Çok iyi mühendisler, doktorlar, fen bilimciler çıkarabiliriz ama bir sosyolog, bir tarihçi, bir felsefeci çıkarma ihtimalimiz sadece kaderin cilvelerine bağlı olacak. Çünkü bu tür alanlarda eğitim alan çocuklar diğerlerinin yanında hep başarısız oldukları için bu tür alanlara yönelenler arasından çıkacak.

Bu ülkede bir dönem devlet tarafından öğretmenlik ayak altına düşürülmüş ve insanlar çocuklarına şunu diyebilmişti: “Hiçbir şey olamazsan öğretmen ol!”

Ve maalesef çok uzun zamandan beridir çocuklarımız bir meslek sahibi olmak yerine eğitimin tüm paydaşları ve devlet eli ile hayatlarının en güzel yıllarını “üniversite öğrencisi” olarak gizli işsizlikle harcıyorlar.

Sonrası mı? Zaten sonrasını hepimiz biliyoruz… Hiçbir şey olamazsan öğretmen ol derken devletin kapısına yığılmış 700 bin öğretmen aday adayımız mevcut. Sağlık Bakanlığının verilerine göre 2-3 yıl içinde artık tıp mezunlarına da yol kapalı gözüküyor. Zaten çok uzun zamandır etrafımız diplomalı işsiz mühendislerimizle dolu.

Diplomasız işsizliğin asıl nedenlerini hiç konuşmadığımız için zaten doğru yolu da bulmamız mümkün değil…

Neyse biz milli sporumuza devam edelim. Şimdi sırada Üniversite sınavı var!..

Şenol Kaluç

KARAR

İNTERNET BASIN SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #