SON EKLENENLER

2000'den fazla kişi iş kazasında yaşamını yitirdi

İSİG Meclisi 2021 Yılı İş Cinayetleri Raporunu açıkladı. Rapora göre 2021 yılında en az 2 bin 170 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti .
18 Ocak 2022 07:35

1235, 1886, 1730, 1970, 2006, 1923, 2019 1736, 2427, 2.170; Sıralı rakamlar İSİG Meclisi Raporlarına göre 2013-2021 yılları arasında her yıl iş cinayetlerinde ülkemizde kaybedilen canların sayısı.

Onlar sadece rakam değil, can, arkadaş, dost, eş, sevgili, anne, baba, evlat, kardeşti. Onlar; Denizli Merkezefendi'de çalıştığı pastanede bindiği yük asansöründe asansörle dolap arasında sıkışarak yaşamını yitiren 14 yaşındaki Davut Ulaş Kayacandı. Adana Seyhan'da inşaatta el arabasıyla kum taşırken 8.kattan düşerek hayatını kaybeden 65 yaşındaki Mehmet Kapukayaydı. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden 65 yaşındaki Dr. Teymur Bakaldı. Antep'te çalıştıkları terlik imalathanesinde kalan ve gece çıkan yangın sonucu yaşamlarını yitiren 16 yaşındaki Mahmut Maruf ile 18 yaşındaki Hamza Nasır isimli Suriyelilerdi. İstanbul Avcılar'da bir inşaatta vinç kulesi merdivenlerinden çıkarken üç metre yükseklikten düşerek yaşamını yitiren 65 yaşındaki operatör Yaşar Tanyeri idi. İzmir Bergama'da 2 fabrika arasındaki duvarın çökmesi sonucu yaşamını yitiren 43 yaşındaki Hülya Duraç ve 52 yaşındaki Necla Davulcu idi. Uşak'ta saçlarını hallaç makinesine kaptırarak hayatını kaybeden 55 yaşındaki Sevim Kardeş idi.

Ülkemizde “İş Kazası ve Meslek Hastalıkları İstatistikleri” resmi kurum olarak her yıl SGK tarafından açıklanmakta, İSİG Meclisi her ay açıkladığı iş cinayetleri raporunun yanında yıllık iş cinayetleri raporunu da açıklamakta. İSİG Meclisi 2021 Yılı İş Cinayetleri Raporunda yer alan bilgilere 2021 yılında da 7-70’e her yaştan, T.C. vatandaşı, göçmen, kadın, erkek en az 2.170 kişi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bunlardan 62’si 18 yaşından daha küçüktü, 143’ü de 65 yaş ve üzeri yaşta idi.

İSİG Meclisi yayınladığı verileri, ulusal basından, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak toplamaktadır. Bu nedenle hemen hiç, meslek hastalığına ilişkin verilere rastlanmamaktadır. SGK istatistiklerine göre de ülkemizde meslek hastalığı yok gibi, oysa ILO normlarına göre, meslek hastalıkları sonucu ölüm iş kazası sonucu ölümlerin en az 6 katıdır. Buna göre 2021 yılında Türkiye’de meslek hastalıklarından en az 13.020 kişi hayatını kaybetti.

Son yıllarda SGK, sürekli iş göremezlik sayılarını açıklamaktan vazgeçti, ancak SGK’nın 2020 yılı istatistiklerini incelediğimizde 2020 yılı sonu itibari ile iş kazaları nedeni ile 77.732, meslek hastalığı nedeni ile 2.831 kişinin sürekli iş göremezlik gelir aldığını görmekteyiz.

İSİG Meclisi raporlarındaki ölüm sayıları ile SGK İstatistiklerindeki ölüm sayıları arasındaki farkın bir bölümü İSİG Meclisi ev hizmetleri, güvenlik, esnaf, çiftçi, kamu çalışanı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık haklarından yararlanamayan işçi gibi tüm çalışan kesimlerin geçirdiği kazaları raporlarına almasıdır. Bu doğru bir yaklaşımdır, SGK’da bu yöntemi benimsemelidir. SGK tazmin konusunda bu işten kaçınıyorsa en azından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu doğrultuda davranmalıdır. İSİG Meclisi raporlarındaki sayılardan hiçbir kuşku yoktur, raporlarda kaza geçirenin ad-soyadı, yaşı, nereli olduğu, kazanın hangi şehirde, hangi sektörde olduğu net olarak kamuoyu ile paylaşılmaktadır. SGK istatistiklerinde bu ayrıntıya rastlayamamaktayız. İSİG Meclisinin “iş cinayetleri” kavramını kullanması halen neden “iş kazası değil de iş cinayeti” kavramı kullanılıyor gibi bir tartışmanın sürmesine neden olsa da tekrarlanan nedenlerle süre giden ölümlere “kaza değil cinayet” denilmesinden daha doğal bir şey yoktur.

Bu ülke, Soma’da 301 ölümün olduğu iş cinayetinden sonra, “Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” denilen bir ülke, yüzlerce canın gittiği iş cinayeti davasına bakan yüksek yargı dairesi üyelerinin değiştirilerek, yargı organının eski kararı olan sanıkların “olası kast” ile yargılanmaları yerine “ bilinçli taksir” ile yargılanmasının sağlandığı bir ülke, Soma’da 301 canın gitmesini protesto edenleri tekmeleyenlerin “Ticari Ateşe” yapıldığı bir ülke. İş cinayetleri sonrasında iş güvenliği uzmanları dışında hemen hiç kimsenin ceza almadığı bir ülke.

Bu ülke İnşaat İş, Devrimci Yapı İş gibi birkaç sendika dışında, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda talepleri için eylem yapan hiçbir sendikanın olmadığı bir ülke. Hemen, hemen hiçbir sendikanın toplu sözleşme metinlerinde dişe dokunur bir işçi sağlığı iş güvenliği hükmünün olmadığı, “işyerinde ecza dolabı bulundurulacak”, “işçilere yoğurt, süt verilecek” gibi anlamsız hükümlerin yer aldığı bir ülke. İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin talepleri doğrultusunda eylem yapan 3. Havaalanı inşaatı işçilerinin aylarca cezaevinde yattığı bir ülkedir bu ülke.

Bu ülkede çalışma yaşamı esnekleştirilmiştir, geçici işçilik, ödünç işçilik, taşeronda çalışma, denkleştirme, telafi çalışması yasal hale getirilmiştir.

Bu ülke, akıllı cep telefonu üreticisinden, hava yolu şirketlerine, kargo şirketlerine, galvaniz fabrikalarına, tekstil fabrikalarına hemen her sektörde çalışanların sorgusuz sualsiz, işten çıkartıldığı bir ülke.

Bu ülke, asgari ücretin ortalama ücret olduğu, günde 12 saat çalışmanın olağan karşılandığı bir ülke.

Onun için her yıl yüzdelik oranlar bile değişmeden, Yapı işkolunda, tarım-orman işlerinde, metal işlerinde, maden işlerinde taşımacılıkta, tekstilde, enerji işkolunda işçiler can veriyor.

- İş cinayetlerinin nedeni, sermayenin kar hırsıdır, işyerlerinin denetlenmemesidir, denetlenen işyerlerine idari ceza uygulanmamasıdır, Ölümlerin cezasız kalmasıdır. Çalışanların örgütsüzlüğüdür, Her ne kadar İSİG Meclisi raporlarında ölümlerin en az%95’inin sendikasız çalışanlar olduğu görülse de işçi sağlığı ve güvenliğinin sendikaların gündeminde olmamasıdır.

Bu böyle mi gidecek, Çıkış yolu, Umut Yok mu; Elbette ki var;

1. Yıllardır, sınırlı da olsa, bazı sendikalar, meslek örgütleri, siyasi partiler işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin söz söylüyor, etkinlikler düzenliyor, ancak ölümler azalmıyor. Kendi kulvarlarımızda ayrı, ayrı koşturmaktansa, kulvarlarımızı işçilerin, sendikaların kulvarları ile buluşturmalıyız. Bu buluşma, zaman, zaman yapılan, panel, söyleşi, seminer, sempozyumlarda buluşmanın dışına taşmalı, uzun süreli birliktelikler haline dönüşmeli, ortak projeler gerçekleştirilmeli.

2. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu başta olmak üzere çalışma yaşamına ilişkin tüm düzenlemeler yeniden ele alınmalı ve düzenlenmelidir.

3. DİSK, KESK, TMMOB, TTB yıllardır, idari ve mali yönden bağımsız, çoğunluğunu emek örgütlerinin oluşturduğu ulusal bir Enstitü oluşturulmasını savunmaktadır. Bu konu yasal dayanağa kavuşturuluncaya kadar en azından bu 4 örgütün katılacağı enstitü hayata geçirilmelidir.

4. İşyerlerine işçi sağlığı güvenliği hizmetleri “piyasa koşullarında” verilmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasında kamu hizmeti, kamu denetimi anlayışı hâkim olmalıdır. Yukarıda sözü edilen enstitü, hizmeti, denetimi ve eğitimleri organize eden, yerine getiren unsur olmalıdır. Halen uygulanmakta olan OSGB anlayışına son verilmelidir.

5. Denetimlerde tespit edilen eksiklikler için cezalar caydırıcı nitelikte olmalıdır.

6. İşyerlerinde işçi sağlığı güvenliğinin sağlanması yükümlülüğünün işveren yükümlülüğü olduğu gerçeğinden hareketle kazalar sonucu uygulanacak cezalar en azından olası kasıt hükümleri çerçevesinde olmalıdır.

 

Bedri Tekin

 Makine Mühendisi - İş Güvenliği Uzmanı

 

Kaynak:İSİG MECLİSİ

İNTERNET BASIN SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER